Eskiler,ahh eskiler neden böyleydi, o eskiler?
sorusuna hep bir ağızdan cevap verir gibi ilk cümlemiz:
Saygılıydı demek oluyor,
Ah o eskiler diyoruz ya hani ama atladığımız şey çocuklarımız bize yük olmasın diye ellerine verdiğimiz telefonlar, iyice saflaştırıyor bilgiden, saygıdan yoksun, enaniyeti ön planda saygısız bir nesil oluşturuyor. ,
Sonra ne mi oluyor:
Düşünemeyen, kolaya yönelen, tek hedefi para olan bir kişilik...
Zamanin su gibi aktığı kimsenin birbirini anlamak için uğraşmadiği acayip bir hal, neden böyle olduktan ziyade, neden böyle oldum demek lazım, herkes bozuldu demek yerine ne oldum da böyle oldum demek, üstümüze leke konduramadığımız kişiliğimize soru sormak gerek, hani derler ya: ölmeden önce bir ölmek gerek diye,
o soruyu kendine sorman gerek , ciddiye almadığımız, önemsemedigimiz üstünde durmadığımız o, beni bir ele almak gerek !
Okumak, araştırmak, neden zor geliyor, tefekkür edip sessizliğe bürünmek ya da sadece duyduğuyla:
-yaa bak böyleymiş.
Deyip inanmak ya da inanmak istemek neden kolay geliyor, araştırmamak.
Çünkü: hazır, kolay ve tembelce, kımıldamadan efor harcamadan gelen hazir kalıp düşünce, farkında değilmiyiz acaba, sen yorulma diye sana sessizce sunulanlara.
Bak, moda bu deyip boy boy müstehcenlik pompalayanlara ya da bak bilim adamları da şöyle oluyor deyip, din ile diyanet ile işi olmayanları ön planda tutanlara,
'Oku' denilenerek başlayan kitabı, redde götürenlere.
Senin yerine düşünen, senin yerine hareket eden, sistem acaba sana merhametli davranır mı ?
Bir şeyler düşünmene izin verip, kendi cennetlerini bozdurur mu?
Sen, deccalin cennetine müdahale edebileceğini mi sanıyorsun?
Yalanın dünyasın da ve sanal dünyan da boğulup kendini heba etme, titre kendine gel ve her seni uyandırmak için çağıran o sese kulak ver, kaldır ellerini yırt hayal perdeni ,boynunda ki habis prangaları, zincire vurulmuş benliğini, şüphesiz sen yukarlar dan da yukarı olmaya layıksın, aşağılardan aşaği olmaktansa.
Vaktinin azlığı, o kadar aşikar ki, ömrünün kalem pil gibi bittikçe atılacağını, önemsenmediğini anlamak için zeki olmana gerek yok,
para ve değerli metalar senden kıymetliymiş gibi koşmana gerek yok.
Öyle istedi şeytanlar,
ama boş bir eğlenceden ibaret olduğunu belirtti ya yaradan titre ,irkil vakit artık seni ona hazırlamak için dökülen kum tanesi gibi...
Sapıklık, fuhşiyat, arzu ve hirs, Epstein adası gibi dizginlenemeyen herşey, yozlaştıran hersey, sahte cennetlerini ilan edenler, üstüne önem atfetmeyen ve sıradanlaştıran, seni vurdum duymazlaştıran şeyi: sorgulama zahmetine sokar mi seni ?
Zaman,inancın ve seni sen yapan arzuların yol gösterecek o yüzden dizginlemek için okumak, araştırmak tarihin içerisinde düşüncelerinin berraklaşması için çalışmak lazım.
"Unutma ey gönül, burası dünya; Sefası da fani, cefası da. Öyleyse nankör olmaktan kork gönlüm. Geçici elemlere ve imtihanlara sabret!"
Mevlana
Yorumlar
Kalan Karakter: