Bir zamanlar Karapınar’ın topraklarına “verimsiz arazi” denirdi.
Oysa biz bilirdik: bu toprak, sabırla yoğrulmuş bir bereket taşır.
Sonra bir gün dediler ki: “Buraya dev bir güneş tarlası kurulacak.”
Halk sevindi.
“Memleketin enerjisi artık kendi ışığından doğacak” dedik.
Ama doğan güneşin ısısı herkesi eşit ısıtmadı.
---
Bugün Karapınar’da yükselen o paneller, kâğıt üzerinde “milli enerji” diye anlatılıyor.
Ama arkasında yarısı yabancı ortaklara devredilmiş bir yatırım modeli yatıyor.
Yani güneş bizim, ama kazanç bizim değil.
Her 100 liralık gelirin yarısı, başka ülkelere akıyor.
Bizim toprağımızda, bizim güneşimizle, bizim enerjimiz üretiliyor…
Ama faturayı yine biz ödüyoruz.
---
Bir zamanlar “enerji bağımsızlığı” umuduyla alkışladığımız projeler,
bugün “bağımlılığın yeni biçimi” haline geldi.
Panel sayısı arttıkça fatura düşmedi, tam tersine yükseldi.
Gaz bulduk, bedava dediler; şimdi aynı evde kombiyi açmaya korkuyoruz.
Elektrik, doğalgazı geçti — enerji var ama bereket yok.
---
Bu topraklarda güneş yükseliyor,
ama Karapınar halkı hâlâ kendi ışığının gölgesinde kalıyor.
Üretimin bereketi başkasına,
yükü bize düşüyor.
Toprak bizden, tapu onlardan.
Enerji bizden, kâr onlardan.
Bir kamyon geçiyor Karapınar’dan…
Üstünde “Yerli Enerji Gururumuz” yazıyor.
Ama direksiyonda biz yokuz.
Yorumlar
Kalan Karakter: