Konya’nın Karapınar ilçesinde, son dönemde ülke genelindeki okullarda giderek tırmanan ve toplumun her kesiminde derin endişe yaratan şiddet olaylarına karşı güçlü bir ses yükseldi. Eğitim sendikaları, okulların asli görevi olan güvenli bir eğitim-öğretim ortamı sunma vasfını giderek yitirmesine dikkat çekmek ve yetkilileri acil göreve davet etmek amacıyla geniş katılımlı bir basın açıklaması düzenledi. Karapınar Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleştirilen bu anlamlı eyleme, Anadolu Eğitim Sen İl Başkanı Kevser Özince, Ereğli İlçe Başkanı İlhan Hotamış, sendika üyeleri, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, öğretmenler, veliler ve çok sayıda duyarlı vatandaş katılım gösterdi. Meydanda toplanan kalabalık, eğitimde şiddetin artık tahammül edilemez bir boyuta ulaştığını tek bir ağızdan dile getirdi.
Program, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları ile bugüne dek eğitim yolunda görevi başında şehit düşen ve şiddet kurbanı olan tüm öğretmenlerin anısına durulan saygı duruşu ve akabinde coşkuyla okunan İstiklal Marşı ile başladı. Daha sonra kürsüye gelen Karapınar Anadolu Eğitim Sen İlçe Temsilcisi Mehmet Havutcu ile Karapınar Eğitim-İş İlçe Temsilcisi Sebahattin Kineşçi, hazırlanan ortak basın metnini kamuoyuyla paylaştı. Yapılan açıklamada, eğitim camiasının kanayan yarası haline gelen şiddet vakalarına vurgu yapılırken, özellikle Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bir lisede kısa bir süre önce meydana gelen silahlı saldırı olayı gündemin ana maddesi oldu.

Söz konusu saldırının, eğitim kurumlarındaki güvenlik zafiyetinin hangi boyutlara ulaştığını acı bir şekilde tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdiği belirtildi. Bir öğrencinin elini kolunu sallayarak okula ateşli silahla girebilmesinin kabul edilemez olduğu, bunun basit bir güvenlik ihlali değil, çok net bir "açık ihmal zinciri" olduğu şiddetle ifade edildi. Siverek'teki o dehşet anlarında öğrencilerin, öğretmenlerin, olaya müdahale etmeye çalışan bir polis memurunun ve kantin görevlisinin yaralandığı hatırlatılarak, öğrencilerin can havliyle pencerelerden atlayarak kaçmaya çalıştığı sahnelerin artık münferit bir olay veya sıradan bir asayiş sorunu olarak değerlendirilemeyeceğinin altı çizildi.
Sendika temsilcileri, okulların bilim, irfan ve sevgi yuvaları olmaktan çıkarak can güvenliğinin kalmadığı tehlikeli alanlara dönüştüğünü üzüntüyle dile getirdi. Daha önce de defalarca benzer uyarılarda bulunduklarını belirten eğitimciler, gencecik öğretmen Fatma Nur Çelik’in hayatını kaybettiği o elim olayın ardından bile kalıcı, caydırıcı ve somut önlemlerin alınmadığını, bu durumun eğitim çalışanlarında büyük bir hayal kırıklığı ve güvensizlik yarattığını savundu. Basın açıklamasında, eğitim çalışanlarının kendi kaderlerine terk edildiği, fiziksel ve psikolojik olarak tamamen yalnız bırakıldığı ifade edilerek, devletin koruyucu ve önleyici temel görevlerine atıfta bulunuldu.
"Okullarda güvenlik bir lüks ya da tercih değil, anayasayla güvence altına alınmış, devletin asli ve ertelenemez temel görevidir" ifadelerinin ön plana çıktığı metinde, çözüm önerileri de tek tek sıralandı. Okullara özel güvenlik personeli tahsis edilmesinin zorunluluğu, bunun yanı sıra olayların temelinde yatan psikolojik ve sosyolojik sorunların tespiti için rehber öğretmen ve psikolojik danışman sayısının acilen artırılması gerektiği vurgulandı. Eğitim emekçilerinin ve öğrencilerin can güvenliğini sağlayamayan hiçbir yetkilinin sorumluluktan kaçamayacağı ifade edilirken, Siverek'teki saldırının tüm sorumlularının yargı önünde hesap vermesi gerektiği belirtildi. Sendikalar, eğitimde şiddete karşı etkin ve kalıcı yasal düzenlemeler hayata geçirilene dek omuz omuza mücadelelerini sürdüreceklerini, okulları terk etmeyeceklerini ilan etti. Açıklama, yaşanan olaylarda yaralanan öğrenci, öğretmen ve personellere geçmiş olsun dileklerinin iletilmesi ve acil şifalar temennisiyle sona erdi.
Yorumlar
Kalan Karakter: