Karapınar MEDYA-DHA Haberleri - On bir ayın sultanı Ramazan yaklaşırken, kronik rahatsızlığı bulunan birçok vatandaş oruç ibadetini yerine getirip getiremeyeceği konusunda büyük bir kararsızlık yaşıyor. Sağlık sorunları olan kişilerin oruç tutma istekleri, zaman zaman hastalıklarının seyri nedeniyle riskli durumlar ortaya çıkarabiliyor. Bu noktada uzmanlar, özellikle kronik hastalıkları bulunan bireylerin mutlaka hekim kontrolünden geçmesi gerektiğini vurguluyor.
Konya Necmettin Erbakan Üniversitesi Endokrinoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Melia Karaköse, yaklaşan Ramazan ayı öncesinde diyabet (şeker) hastalarına yönelik oldukça kritik ve hayati uyarılarda bulundu. Oruç tutma kararının tamamen kişiye özgü ve güncel sağlık durumuna bağlı olarak verilmesi gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Karaköse, diyabetin sürekli değişim gösterebilen bir yapıya sahip olduğunu hatırlattı.
"Geçen Yıl Tutmuş Olmanız, Bu Yıl da Tutabileceğiniz Anlamına Gelmez"
Diyabet hastalarının en sık sorduğu sorulardan birinin "Geçen yıl oruç tuttum, bu yıl da tutabilir miyim?" olduğunu belirten Prof. Dr. Karaköse, bu konudaki yaygın yanılgıya dikkat çekti. Diyabetin ilerleyici (progresif) bir sağlık sorunu olduğunu ifade eden uzman isim, "Diyabet hastalarının bir yıl önce oruç tutmuş olması, bu yıl da aynı rahatlıkla oruç tutabileceği anlamına kesinlikle gelmiyor. Hastalık zaman içinde ilerleyebilir ve hastalığa yeni eşlik eden çeşitli komplikasyonlar, organ hasarları gelişebilir. Bu nedenle her yıl Ramazan ayı öncesinde hastaların oruç tutup tutamayacakları konusunda uzman bir hekim tarafından tekrar detaylı bir şekilde değerlendirilmeleri şarttır" dedi.
Uzun Süreli Açlık ve Susuzluk Risk Taşıyor
Ramazan ayında hastaların uzun açlık ve susuzluk dönemleri ile karşı karşıya kaldığını belirten Prof. Dr. Karaköse, bu durumun tehlikelerine işaret etti. Uzun süreli açlık diyabetik bireylerde kan şekerinin aniden yükselmesi (hiperglisemi), tehlikeli seviyelere düşmesi (hipoglisemi), vücudun susuz kalması (dehidratasyon) ve damar içi pıhtılaşma (tromboz) gibi çok ciddi hayati risk faktörlerini tetikleyebiliyor. Temel amacın hastaları oruca teşvik etmekten ziyade, bu süreci herhangi bir sağlık problemi yaşamadan atlatmalarını sağlamak olduğu ifade ediliyor.
Diyabet Hastaları Oruç Riskine Göre Üçe Ayrılıyor
Hastaları klinik bulgular ve laboratuvar sonuçlarıyla detaylı olarak değerlendirdiklerini söyleyen Prof. Dr. Karaköse, diyabet hastalarını üç temel gruba ayırdıklarını belirtti:
-
Düşük Riskli Grup: Son 2-3 aylık kan şekeri ortalaması 7'nin altında olan, diyabet geçmişi 10 yılı aşmayan ve ek bir sağlık problemi bulunmayan kişilerdir. Genel kural olarak oruç tavsiye edilmese de hasta tutmak istiyorsa, ilaç saatleri düzenlenerek ve gün içinde sıkı şeker ölçümleri yapılarak oruç tutmalarına izin verilebiliyor.
-
Orta Riskli Grup: Diyabet süresi 10-20 yıl arasında değişen, insülin kullanmayan ve sadece hap formundaki ilaçlarla kan şekeri dengede olan hastalardır. Bu grup oruç açısından risk teşkil etmesine rağmen, doktor kontrolünde tedavileri Ramazan'a uygun hale getirilip sıkı takip edilerek oruç tutabilirler.
-
Yüksek ve Çok Yüksek Riskli Grup: Tip 1 diyabet hastaları, çoklu doz insülin kullanan Tip 2 hastaları ve sık hipoglisemi krizleri yaşayanlar bu gruptadır. Ayrıca son üç ay içinde acillik olanlar, 75 yaş üstü bireyler, evde yalnız yaşayanlar, böbrek yetmezliği olanlar, son üç ayda kalp-damar rahatsızlığı geçirenler ve diyabetik gebeler bu kategoridedir. Bu gruptaki hastaların oruç tutması kesinlikle önerilmiyor.
Sürecin sadece ilaç ayarlamasından ibaret olmadığını da hatırlatan Prof. Dr. Karaköse, beslenme düzeninin iftar ve sahur dengesine göre planlanması ve günlük fiziksel aktivitelerin de Ramazan koşullarına uygun olarak yeniden organize edilmesi gerektiğini sözlerine ekledi. Uzmanlar, sağlığın her şeyden önce geldiğini hatırlatarak, Ramazan ayını güvenle geçirebilmek için hekim tavsiyesinin dışına çıkılmaması gerektiğini belirtiyor.

Yorumlar
Kalan Karakter: